BRUNO DUMONT SİNEMASI ÜZERİNE AYKIRI NOTLAR- II
HORS SATAN, 2011

“Benim amacım olabildiğince çok kişiye ulaşmak. İnsanların gidip seyretmek isteyeceği filimler çekmek istiyorum. Eğer bu kalabalık Johnny Depp ya da Tom Cruise’u görmek istiyorsa bu yıldızları yapıtlarıma katmak benim görevim” diyen, ya da “İnsanlar medyada yazılanlara körü körüne inanıyor. Yani siz onlara Bruno Dumont şahane bir sinemacı derseniz onlar gelecekler yaptığım filmlere hayran kalır. Ben gölgede kalmak istemiyorum. Yaptığım işleri sadece Londra ya da Paris’teki bir avuç züppenin seyretmesini istemiyorum” gibi laflarıyla şöhrete ulaşma tutkusunu anladığımız kifayetsiz muhteris Dumont’un Hors Satan’ı için de öteki 2000 sonrası filmleri için ettiğim hakaretleri sıralayabilirim. Hors Satan dikkat çekmek için poposunu yırtan bir meczubun kışkırtmalarıyla dolu çünkü.
Senaryo Dumont’un kaleminden çıkma. Hikaye Fransa kırsalında geçiyor. İki serseriyi ortalıkta dolaşırken, abuk subuk şeyler yaparken (yani yapmazken, aylak aylak gezinirken) izliyoruz tam 110 dakika boyunca.
Dumont felsefe öğreniminden kalan kırintılarla iyi nedir, kötü nedir konusunda ahkam kesmiş beceriksizce. Ama 2011 Saint Germain ve 2011 Age d’Or ödüllerinden birincilikler çıkarmayı başarmış yine de. Hatta 2011 Cannes’da belli bakış bölümünde ödüle aday gösterilmiş.
Allah cezanı versin Bruno! Hem de tez günde!
CAMILLE CLAUDEL 1915, 2013

2013 Berlin’de Altın Ayı için yarışma cüretinde bulunan, avucunu yalamakla yetinse de 2013 İstanbuĺ Sıkıntı Günleri, 2013 Brüksel, 2013 Talinn Black Nights gibi karpuz kavun festivallerinden topladığı birinciliklerle avunan Camille Claudel 1915 bir atım barutunu doksan sonlarında yitiren Dumont’un bir başka tatsız tuzsuz, cenabet bir çalışması.
Camille (8 Aralik 1864- 19 Ekim 1943) Fransızların gözbebeği yontuculardan biri, şair ve diplomat Paul Claudel’in de ablası. 1883’te efsane Rodin’in önce öğrencisi olmuş, sonra da sevgilisi. 1905 sonrası ise bilinç yarılmasının, paranoyanın pençesine düşüp heykellerinin çoğunu kırmış, Rodin’i kendisini öldürmeye kalkışmakla suçlamış. Camille 1913’te akıl hastanesine kapatılmış, 30 sene orada kalmış, yani ölümüne kadar.
Senaryo abla ve kardeşin yayınlanmış mektuplarından yola çıkan Dumont’un. Dumont 1915 kışını anlatmış. Güney Fransa’dayız, bir akıl hastanesinde. Camille artık heykellerle uğraşmıyor. Sadece kardeşi Paul’un ziyaret etmesini bekliyor kendisini. Falan filan.
Dumont şöyle demiş filme ilişkin: “Benim anlayışıma göre kişiler kahramanlarını övmeli, göklere çıkarmalı. Bunu tüm filmlerimde göstermeye çalışıyorum. Hugo Van Der Goes’in ya da Pieter Brughel’in tablolarında da bunu görüyoruz. Yani biri sevdiği birini işleyip ondan bir kahraman yaratabilir; ben de Camille Claudel 1915’te bunu yaptım.”
Dumont zaten cenabetlikler sergilemekte hamdu senalar olsun yetkin bir mahluk; bir de mahallece nefret ettiğimiz Juliette Binoche kahraman rolüne soyununca Camille Claudel 1915 iyice çekilmez, ucubik bir şeye dönüşmüş.
Iyyyyyyy!
MALOUTE, 2016

Efsane Camille’in mezarında kemiklerini sızlatan Camille Claudel 1915 fiyaskosu sonrası Dumont 2014’te televizyon için P’tit Quinquin başlıklı zırva diziyi (1.4 milyon vitaminsiz izlemiş, öyle yazıyor IMDB) çekti. Sıra Maloute‘taydı şimdi: Dumont bu kez gerilim ile gülmeceyi harmanlamaya, söz gelimi Coen kardeşlerin Barton Fink‘i, Fargo‘su gibi bir şey yapmaya heveslenmiş olmalıydı. Senaryoyu kendi yazdı.
Olaylar 1910 yazı geçiyor. Bir sahil yöresindeyiz. Bir yığın turistin kaybolması şaşkınlık ve korku yaratınca vakaya iki emniyet görevlisi müfettiş gelip el koyuyor. Başlıyorlar araştırmaya, soruşturmaya. Machin ve Malfoy bunlar. Soruşturma, müfettişleri Bréfort ailesine kadar yönlendiriyor. Aile bölgenin namlı, zengin ama tuhaf mahluklarını barındırıyor içinde. Babaları epey muzur evlat yetiştirmiş, özellikle de 18 yaşlarındaki Maloute alçağını.
Sonra öğreniyoruz ki ailenin marifetiymiş turistlerin kaçırılması: afiyetle yemek içinmiş!
Maloute feci sevimsiz bir filmimsi. 2016 Cannes’da Altın Palmiye için aday gösterilmesi bence skandalın dik alası. Ayrıca 2016 Sevilla Şenligi, 2018 Yoga ve 2017 Uluslararası Sinemasevenler derneğinden ödüller devşirmesi için de ohaaa diyorum.
Dumont felsefe öğrenimi görmüş ya, fetvalarında “Sinema okulu da neymiş, kamerayı nereye koyacağınızı nasılsa bulursunuz, önemli olan yaratıcı fikirlere sahip olmak, özgün bir şeyler söylemek” diye yumurtluyor.
Hay senin özgün hikayene, hay senin yaratıcı fikirlerine çakma-felsefeci Bruno!
JEANETTE, L’ENFANCE DE JEANNE D’ARC, 2017

“Ben doğalcı bir yönetmen değilim. Yapıtımı başkalaşımlar üstüne kuruyorum çünkü. Filmlerimi şiir gibi oluşturuyorum. Yani filmlerim bütünüyle gerçeküstü. Ama gerçeğe ulaşmak için gerçeklikler içinde kalmak zorunlu; bunun bir paradoks yarattığının da farkındayım elbette” ya da “Beni sinemasever diye tanımlamayın, yedinci sanattan çok felsefeye yakınım çünkü. Din üstüne, gizemcilik üstüne bayağı kafa yordum. Beni film yapmaya iten neden bunlardı. Yani görünenin ötesinde şeyler araştırmayı amaçladım filmlerimde” gibi zırvalarıyla boktan filmlerine mana kazandırmaya çalışan şımarık, poposu kalkık Fransız yönetgenden gelen bu Jeanne d’Arc zırvasının tam 105 dakikalık bir zaman kaybı olduğunu kesinleyeyim ilkin. Üstelik de feci müzikleriyle gözlerimize olduğu kadar kulaklarımıza da tasallut eden bir çöp.
Dumont bu kez bir uyarlama yapmış, Charles Peguy’un Les Mysteres de la Charité de Jeanne d’Arc adlı oyunundan. Senaryo onun eseri.
Sene 1425, 100 Sene Savaşları olanca hızıyla sürüyor. Jeannette henüz 8 yaşında. Köyunde koyunlara bakıyor. Bir gün Jeannette’in arkadaşı Hauviette’e İngilizlerin yaptıkları vahşete artık tahammül edemediğini söylediğine tanık oluyoruz. Rahibe Gervaise küçük kıza aklını başına almasını öğütlese de Jeannette silah kuşanıp Fransa’nın özgürlüğü için savaşmaya koyuluyor böylece.
Dumont’un filmi ilkokul müsameresi düzeyine bile ulaşamıyor. Ancak yine de Golden Trailer ve Uluslararası Sinemaseverler Derneği’nin karpuz kavun ödullerinden toplamayı başarmış.
Yüce yaradan seni bildiği gibi yapsın Bruno!
JEANNE, 2019

“Bir gün aklıma geldi: neden meslekten oyuncular dışında hayatın içinden tiplerle çalışmayayım, dedim kendime ve uyguladım bunu başarıyla. Sette birçok oyuncunun kibirli halleri beni çok rahatsız etmişti çünkü.” Ya da “Oyuncu seçimi benim için çok önemli. Bir karakteri senaryoma yerleştirdiğimde bu bitmiş, tamamlanmış bir kişilik olmuyor çünkü. Sette, çekim sırasında tamamlanıyor şekil” ya da “Bir filmin evrensel olabilmesi için ilkin yöresel olması zorunluktur” gibi akla yakın laflarıyla makul gözüken ama 2000 sonrası zırvalarıyla mahallemizde büyük tepki toplayan Bruno bu son zırvasıyla da bizleri şaşırtmıyor.
Hemen ekleyeyim: Dumont 15.yüzyılın bu büyük efsanesinin (1412- 1431) çocukluğuna değindiği Jeannette, l’Enfance de Jeanne d’Arc sonrası 2018’de Coin Coin et Lesz’in Humains başlıklı 4 bölümlü bir televizyon dizisi çekti.
Jeanne hamdu senalar olsun Dumont’un son uzun metrajı. Senaryo aynen ilk Jan Dark’ta olduğu gibi Charles Peguy’un oyunundan uyarlanmış, yönetgen tarafından.
15.yüzyıl, Fransa ve İngiltere savaşıyor. Mavi kanlı istilacılar Ark’lı Jan’ın komutasındaki orduyu tepelemekte. Jan yakalanıyor, kilise tarafından sapkınlıkla suçlanıyor, ölüme mahkum ediliyor. Ama kahraman Jan’in geri adım atmadığını görüyoruz.
Dumont tam 137 dakikalık bir sıkıntı anıtı yaratmakta oldukça mahir davranmış, filmi konuşmalara boğmuş; nefes almak mümkün değil walla.
Yine de Jeanne 2019 Cannes’da Belli Bakış bölümünde özel ödül almayı başarmıs! Dahası 2019 Louis Delluc ödüllerinden birini de kapmış.