AĞAÇLAR KESİLİRKEN ZAMAN NEREYE DÜŞER? ÇEHOV’UN “VİŞNE BAHÇESİ”NDE SINIF, MELANKOLİ VE TARİH

Anton Pavloviç Çehov (1860-1904) Rus edebiyatının ve modern tiyatronun en etkili isimlerinden biri olup kısa öykü ve oyun türlerini köklü biçimde değiştirmiş bir yazardır. 29 Ocak 1860’ta Taganrog’da doğan Çehov’un babası Pavel Yegoroviç otoriter ve dindar bir bakkaldı. Annesi Yevgeniya Yakovlevna Morozova ise ev kadınıydı. Maddi zorluklar ve babasının iflası nedeniyle çocukluğu sıkıntılar içinde geçen Çehov, Moskova Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde okudu. Öğrencilik yıllarında ailesine destek olmak çeşitli dergilerde kısa öyküler yazdı.
Çehov’un eserlerinde; gündelik hayatın sıradanlığı, küçük insanlar, umut ile ataleti aynı anda taşıyan karakterler merkezde yer alır. Çatışma-doruk-çözümden oluşan klasik dramatik yapıdan uzaklaşarak olaydan çok durum, eylemden çok atmosfer ön olana çıkar. Oyunları büyük idealler yerine ertelemeler, kaçırılmış hayatlar, konuşulamayan arzular üzerine kuruludur. Karakterleri dramatik kahramanlar değil, tarihsel ve toplumsal dönüşümler karşısında pasifleşmiş, eylemsiz bireylerdir. Ahlaki yargılamalarda bulunmayan Çehov, teşhis koyar ama reçete yazmazdı. İnsanı tarihsel, sınıfsal ve psikolojik bağlam içinde ele almıştır. Büyük olaylar yerine küçük hayatların trajedisini merkeze alan ve ideolojik dayatmayı dışlayan, ama tarihin akışının zorunluluğunu da derin biçimde gösteren toplumsal bir yazardır.
Çehov’un Vişne Bahçesi , onun tarihsel sezgisini etkili biçimde ortaya koyduğu eserlerindendir. Bu yapıtında Çehov, tarihsel değişimi kopuş olarak değil çözülme olarak kavrar. Aristokrasi yıkılmaz, kendi kendine boşalır. Yeni sınıf (burjuvazi) zafer kazanmaz, rastlantı sonucu sahneyi doldurur. Alt sınıflar (Firs gibi) tarihin dışına itilerek unutulur. Çehov’da tarih bilinçli öznelere değil, hazırlıksız, kararsız ve yorgun insanlara rağmen ilerler.

Vişne Bahçesi, maddi zorluk içindeki soylu bir Rus ailesi ile köşk ve vişne bahçesinin satılmasıyla gelen modernleşme/kapitalist değişim arasındaki çatışmayı konu alır. Lopahin adında girişimci bir tüccar bahçeyi satın alır ve araziyi yazlık evlere bölecek planı uygulatır. Olaylar, geçmişe duyulan özlem, değişim karşısındaki kararsızlık ve sosyal sınıf dönüşümünü işler.
Oyun, 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başı Rusya’sındaki feodal/köylü toplumdan kapitalistleşmeye geçiş dönemini yansıtır. Serfliğin kaldırılışından (1861) sonraki kuşakların ekonomik çöküş ve toplumsal yeniden yapılanma sorunları resmedilir. Çehov, siyasi vaazdan kaçınır; mikro düzeyde insan ilişkilerini, bireysel zaafları ve toplumsal dönüşümü teatral olarak gözlemler. Ancak metni sınıfsal ve toplumsal dönüşümü yansıttığı için baştan sona politiktir.
Vişne Bahçesi “komedi unsurları taşıyan trajedi” olarak okunabilir. İncelikli mizah, karakterlerin zaaflarını ve uyumsuzluklarını görünür kılar; fakat altta yatan kayıp, melankoli ve kaçınılmaz değişim duygusu trajik etkiyi getirir. Çehov’un “dramatik minimalizm”i: çok şey anlatmaktan kaçınır; diyaloglar gündelik, sahne eylemi ise önemsiz gözüken detaylarla anlam kazanır.
Ana temalar şöyle gösterilebilir;
Değişim ve Geçiş: Sınıf yapılarının (soyluluk-burjuvazi) yer değiştirmesi; bunun bireylerde yarattığı belirsizlik.
Geçmişe Özlem ve Bellek: Ranevskaya ve diğer karakterlerin geçmişe bağlılığı; bahçe, biriktirilen anıların somutlaştırılması.
Sınıf Çatışması ve Ekonomi: Lopahin’in yükselişi, eski sınıfın ekonomik çaresizliği; ticari aklın duygusallığı “yenmesi”. Kapitalist ilişkilere geçiş.
Eylemsizlik, Kararsızlık ve Zaman: Karakterlerin önemli kararları ertelemesi, “fırsatların kaçması”, zamanın akışı.
Kimlik ve Onur: Toplumsal statünün yitimiyle gelen gurur/utanç temaları (Ranevskaya’nın davranışları, Gayev’in laf kalabalığı).
Oyunun önemli karakterlerinden Lyuba Ranevskaya; geçmişe bağlılığı, duygusal savurganlığı ve borçlara rağmen gerçekçi olmayan umutlarıyla trajik merkezdedir. Sevgiye açık ama pratik olmayan nostalji kurbanı bir figürdür. Lopahin: Eski köle kökenine rağmen zengin olmuş bir girişimcidir. Pratik, “modern” çözümün temsilcisidir. Aynı zamanda duygusal olarak yaralı — soyluluğa karşı bir kompleks taşır. Oyunun sonunda bahçeyi satın alması ironik ve acı bir dönüm noktasıdır. Trofimov: “Sonsuz öğrenci”, idealist entelektüel; toplumsal reformun fikrî savunucusudur, ancak eyleme geçmez, pasif bir tiptir. Varya ve Anya: Geçiş kuşağı; Varya daha pratikttir, Anya ise umutlu ve gençlik perspektifi sunar. Firs: Kölelik döneminden kalan yaşlı hizmetçi, değişimin, hafızanın hatta ölmenin sembolüdür.
Eser, yüzeyde “bir ailenin mal varlığını kaybedişi” gibi görünse de, daha derinde toplumsal dönüşümün psikolojisini, geçmişle barışamamanın bireysel ve toplumsal sonuçlarını kara mizah ve trajik öğelerle sergiler. Çehov, sahnede büyük siyasi nutuklar atmadan büyük tarihsel değişimi kişisel düzeyde duyumsatır; bu yüzden eser zamansızdır ve farklı yorumlara açıktır.
Vişne bahçesi satıldığında, kimse gerçekten şaşırmaz. Çünkü zaten herkes uzun zamandır bunun olacağını bilmektedir. Ama bilmek, hazır olmak değildir. Walter Benjamin’in dediği gibi, tarih çoğu zaman olan biteni değil, olan bitenin ardından kalan enkazı gösterir. Çehov’un oyunu tam da bu enkazın önünde durur; ne geri döner ne de ileri atılır. Benjamin’in tarih meleği, yüzü geçmişe dönük, sırtı geleceğe yaslanmış hâlde sürüklenir. Önünde biriken yıkıntılara bakar, onları onarmak ister ama fırtına izin vermez. Vişne Bahçesi’ndeki herkes biraz o meleğe benzer: Geleceğe gitmek zorundadırlar ama bakışları arkadadır. Kimse gerçekten ilerlemek istemez; herkes yalnızca kaybetmemek ister.
Marksist açıdan bakıldığında bahçe, artık üretmeyen bir mülktür. Sahipleri için kullanım değeri anlamını taşır, kapitalist sisteme içkin mübadele değeri söz konusu değildir. Toprak vardır ama değer yaratmaz; değer yaratmadığı için de korunamaz. Ranyevskaya ve Gayev’in trajedisi ahlaki değil, işlevsizleşmiş bir sınıfın durumunu gösteren tarihsel bir trajedidir. Bahçeyi severler ama onu ekonomik bir nesne olarak düşünemezler. Onu kurtarmak için önerilen her “rasyonel” çözüm, aslında onların dünyasının sonunu hızlandırır. Çünkü kurtarmak, bahçeyi bahçe olmaktan çıkarmaktır.
Vişne bahçesi, bir “doğa parçası” değil, üretim ilişkilerinin artık işlevsiz kalmış bir biçimidir. Bahçe artık kâr üretmez; yalnızca geçmişin estetik ve simgesel değerini taşır. Bu yüzden satılmaya mahkûmdur. Ranyevskaya ve Gayev, toprak sahibi aristokrasinin artık üretim sürecinde yeri olmayan temsilcileridir. Bahçeyi severler ama onu ekonomik bir nesne olarak düşünemezler. Bahçe onlar için üretim aracı değil, nostaljik bir imgedir. Onların trajedisi ahlaki değil, tarihsel bir trajedidir. Ekonomik gerçeklik ile duygusal bağ arasındaki çatışmayı çözemezler. Artık gereksiz hale gelmiş bir sınıfın şaşkınlığı ve çırpınışları söz konusudur. Maddi koşullar değişmiştir ama bilinç hala geçmişte yaşamaktadır.
Marksizm açısından burada bireysel hatadan çok sınıfsal körlük dikkati çeker. Bahçeyi kurtarmak için önerilen çözüm (kiraya verme, yazlık evler) kapitalist aklın dilidir; ama bu dili konuşmak, onların kimliğini yok eder. Bahçeyi satın almak isteyen Lopahin eski bir köylünün oğludur; yani artık sermaye biriktirebilen yeni burjuvazinin temsilcisidir. Bahçeyi satın alması bir intikam değil, tarihin soğuk mantığıdır. Ama Lopahin zafer kazanmış gibi görünse de mutlu değildir. Çünkü Marksist çerçevede Lopahin mülkiyeti kazanır fakat anlamı devralamaz. Kapitalizm yalnızca malları değil, enkazları da devralır. Lopahin’in coşkusu, ağaçları kestirecek olmasıyla aynı anda boşluğa düşer. Lopahin bahçeyi satın alır ama arzusuna ulaşmaz. Çünkü onun arzusu bahçenin kendisi değil, tanınmaktır. Oysa onu tanıması gereken “öteki” (eski aristokrasi) çökmüştür. Dolayısıyla Lopahin’in zaferi boşlukta yankılanır. Lopahin bahçeyi alır, ağaçları kestirir, ama bunun bir zafer olduğunu hissedemez. Çünkü kazandığı şey, yeni bir dünya değil; başka bir dünyanın kalıntısıdır.
Oyunun sonunda unutulan Firs ise Marksist açıdan artık-değerin de artık öznesidir. Ne yeni düzene aittir ne de eskisinin korunmaya değer bir parçasıdır. Serfliğin kalkmasını felaket olarak görür, özgürlüğün onun için bir anlamı yoktur.
Tarih ilerlerken, bazı bedenler geride kalır ve unutulmaya terk edilir.
Vişne Bahçesi satılır çünkü satılmak zorundadır. Ama yas tutulur çünkü satılan şey aslında hiçbir zaman geri gelmeyecek bir zamandır. Çehov yapıtında kimseyi suçlamaz, yargılamaz, kimse kötü değildir. Oyun, yasını tutamadığımız bir kaybın içinde yaşamayı anlatır. Bahçe satılır çünkü satılmak zorundadır. Ama acı buradan doğmaz. Acı, kaybın zamanında kabul edilmemesinden doğar. Çehov yargılamak yerine teşhir eder; kaçınılmazı ve tarih bilincini esas alan bir çerçeve çizer.
Vişne Bahçesi, nostaljik bir ağıt ya da ilerici bir kutlama değildir. O bir sınıfa, toplumsal bir döneme ve bir yanılsamaya vedadır.